Hisse Senedi Seçimi Nasıl Yapılır (5 Yöntem)

Hisse Senedi Seçimi Nasıl Yapılır (5 Yöntem)
3 Ağustos 2016 tarihinde eklendi, 2.452 kez okundu.

Hisse senedi seçimi nasıl yapılır sorusuna, kullanılabilecek 5 yöntemi de açıklayarak bir cevap vermeye çalıştık. Eğer zamanınız ve konuya eğiliminiz varsa hayatınız boyunca sürdürebileceğiniz bir maceraya adım atabilirsiniz: Kendi hisse senetlerinizi seçmek. Bu, herhangi bir fona yatırım yapmaktan çok daha zor bir iştir ama çok daha fazla tatmin vericidir. Zaman içinde fonlardan daha iyi getiri de elde edebilirsiniz.

Seçtiğiniz hisse senetlerinin hepsinin fiyatları yükselmeyecektir. Tarihte yüzde yüz başarı göstermiş bir hisse seçicisi görülmemiştir. Warren Buffett da hata yapmıştır. Peter Lynch ise, hatalarıyla birkaç defter doldurabilir. On yıllık bir zaman süresinde ihtiyacınız olan şey, birkaç tane kazandıran hisse senedi yakalamaktır. On hisse senedine yatırım yaptıysanız ve üç tanesi çok iyi kazandırıyorsa, kaybettiren bir ya da iki senet ile ortalama kazandıran altı, yedi tanesinin toplamından daha iyi getiri sağlar.

Eğer hayatınız boyunca kendini üçe katlayan birkaç hisse senedi yakalarsanız, geçen zaman içinde kaç tane hissede kayba uğrarsanız uğrayın, asla paranızı bu işe yatırdığınıza pişman olmazsınız. Ve bir kez bir şirketin gelişimini nasıl yakalayabileceğinizi bulursanız, başarılı şirketlere daha çok para yatırıp kaybettirenlerdeki yatırımınızı azaltabilirsiniz.

Bir hisse senedindeki yatırımınızın kendini üçe katlaması sık rastlanan bir durum değildir. Ancak hatırı sayılır bir servet sahibi olmak için hayatınız boyunca birkaç tane böyle hisse senedi bulmanız yeterlidir. Bu işin matematiği şöyledir: 10.000 Dolarla başlayıp bunu beş kere üçe katlayabilirseniz 2.4 milyon Dolar’ınız, on kere üçe katlayabilirseniz 590 milyon Dolar’ınız olur. On üç kere üçe katlayabilirseniz, Amerika’da bile en zengin adam olursunuz.

Öte yandan bir taraftan fonlara yatırım yaparken, bir taraftan da kendi hisselerinizi seçmenizi engelleyecek hiçbir şey yoktur. Birçok yatırımcı ikisine de yatırım yapar. Fonlarla ilgili tavsiyelerin çoğu (erken yaşlarda başlamak, bir plan sahibi olmak, plana sıkı sıkıya bağlı kalmak ve borsadaki çöküşler ile düzeltme inişlerinde paniğe kapılmamak), kendi seçtiğiniz hisse senedi portföyünüz için de geçerlidir. Burada karşınıza iki sorun çıkar: Hangi hisse senetlerini seçeceğimi nereden anlayacağım? Seçtiğim hisse senetlerini almak için parayı nereden bulacağım? Hisse senetlerini nasıl seçeceğinizi anlamadan o alana para yatırmak tehlikeli olduğu için paranızı riske almadan önce bu konuda bazı alıştırmalar yapmanız gerekir.

Hisse senetleri seçiminde bilmeleri gereken kriterleri öğrenene kadar ne kadar çok insanın bu alanda para kaybettiğini duysanız şaşırırsınız! Bu her zaman böyle olmuştur. Yatırım konusunda en ufak bir tecrübe bile yaşamayan bir insan, emekli ikramiyesini alınca birden elinde önemli miktarda bir para görüp bunu amaçsızca borsaya saçabilir. Bu konuda, aynı sürücülerin ehliyet almadan önce pratik olarak eğitildiği okullar gibi resmi bir eğitim olmalıdır. Trafiğe açık olmayan yollarda insanlara eğitim vermeden ve onlara trafik kurallarını öğretmeden kimseyi otoyollara çıkartmıyoruz.

Sizi eğitecek kimse yoksa, borsada hisse seçiminde farklı hisse senetlerinin davranışlarını hissetmeye başlamak için kağıt üzerinde çeşitli stratejiler konusunda çalışıp kendi kendinizi eğitebilirsiniz. Burada da genç olmak, bir avantajdır. Önünüzde daha çok zaman olduğu için en azından bir süre hayali yatırımlar yapma lüksüne sahipsinizdir. Zamanı gelip de elinize para geçince, artık gerçekten yatırıma geçmek için hazır olursunuz.

Birinci ligden bir takım seçilip, diğer gerçek veya hayali takımlarla puan ve gol gibi gerçek kriterler açısından karşılaştırma yapılarak oynanan fantezi futbol oyununu duymuşsunuzdur. Hisse senetlerinde de buna benzer bir fantezi portföy oluşturarak kendinizi eğitebilirsiniz. Elinizde belli bir miktar para (mesela 100.000 Dolar ya da daha büyük oynamak isterseniz 1.000.000 Dolar) olduğunu varsayıp bu parayla beğendiğiniz şirketlerin hisse senetlerini alın. Örneğin en çok beğendiğiniz beş şirket Disney, Nike, Microsoft, Ben&Jerry’s ve Pepsi ise, 100.000 Dolar’ınızı eşit olarak paylaştırıp hepsine 20.000 Dolar yatırım yapabilirsiniz. Başlangıç tarihi olarak 21 Nisan 2016 tarihini seçersek hayali yatırımınız şu şekilde olacaktır:

borsada hisse seçimi

 

  • Hisse senetlerini seçip fiyatlarını bir kenara yazdıktan sonra, para yatırmış gibi kazançlarınızı ve kayıplarınızı izleyebilirsiniz.
  • Elde ettiğiniz sonuçları, (eğer varsa) ailenizin gerçek yatırımlardan elde ettiği sonuçlarla veya çeşitli fonların getirileriyle ya da arkadaşlarınızın hayali portföylerinin kazançlarıyla karşılaştırabilirsiniz.

Ülkedeki birçok okulda oynanan ve sponsorluğunu The Securities Industry Foundation’ın yaptığı Borsa Oyunu, fantezi hisse portföy oyununu sınıflara kadar soktu. 2015-16 öğretim yılı boyunca 600 binden fazla öğrenci bu oyuna katıldı. Bu oyunda öğrenciler takımlara bölündü ve her takım elindeki hayali parayla hangi hisse senetlerinden alacağına karar verdi. Oyun, on hafta boyunca sürdü. Sonuçlar açıklandı ve seçtiği hisse senetleri en çok değer kazanan takım birinci oldu. Daha sonra da her okulun birincileri, yerel, bölgesel ve eyalet yarışmalarında diğer okulların birincileriyle yarıştı.

Borsa Oyunu oynamak, öğrenciler sonuçları fazla ciddiye almıyorsa ve kendilerine yatırıma ilişkin temel bilgiler veriliyorsa, eğlendirici olduğu kadar eğitici de olur. Ancak bu eğitimde bir sorun vardır. On üç hafta, yirmi altı hafta hatta bir yıl içinde hisse senetleri konusundaki gelişmeler büyük ölçüde şans faktörüne bağlıdır. Yani oyun, gerçek sonuçları görecek kadar uzun sürmemiştir. Bir hisse on üç hafta boyunca kaybettirip sonraki üç ya da beş yıl boyunca kazandırabilir. Ya da on üç hafta boyunca kazandıran bir hisse, daha sonraki dönemde kaybettirebilir.

Uzun vadede kazandıran hisse senetleri, uzun vadede karlı olan şirketlerin hisseleridir. Başarılı yatırım için anahtar nokta, başarılı şirketleri bulmaktır. Eğitim süreniz boyunca hisse senetlerinin fiyatlarını takip etmekten daha fazlasını yapmanız gerekir. Seçtiğiniz şirketler ve onları başarılı kılan etkenler hakkında mümkün olduğunca çok şey öğrenmelisiniz.

Bu bizi, insanların hisse senedi seçmek için kullandığı beş temel yönteme getirir. Şimdi en saçmasından en gelişmişine kadar bu yöntemleri kısaca görelim.

 

Hisse Senedi Seçimi Nasıl Yapılır? Kullanılan 5 Yöntem

  1. Dart Oyunu

hisse senedi seçiminde dart yöntemiHisse seçmenin en düzeysiz yolu. Hisse senetlerinin listesinin olduğu bir kağıda dart atarsınız ve hangisini vurduysanız onu alırsınız. Ya da gözlerinizi kapatıp parmağınızı dart gibi kullanırsınız. Bu yöntemde şansınız varsa parmağınız kazandıran bir hisseyi işaret eder. Ama etmeyebilir de. Dart yöntemi konusunda söylenebilecek en iyi şey, fazla çalışmayı gerektirmediğidir. Eğer hisse senetlerini bu yöntemle seçecekseniz, hisse senetlerine girmeyip yatırım fonlarına yatırım yapmanız sizin yararınızadır.

 

  1. Kulaktan dolma tüyolar

Hisse senedi seçmenin ikinci en kötü yöntemi, birinin size bir hisseyi almanın çok kârlı olacağını söylemesidir. Bu kişi en yakın arkadaşınız, ingilizce öğretmeniniz, Harry amcanız, musluk tamirciniz ya da sizin gibi yeni bir borsa oyuncusu olabilir. Ya da otobüste giderken bir konuşmaya kulak misafiri olursunuz. Nedeni henüz anlaşılamamıştır ama insanlar en çok kulak misafiri oldukları ve kendilerine bir şey ifade eden konuşmalardan çıkardıkları tüyolardan heyecanlanır.

Harry amcanın belli bir şirketle doğrudan ilgili olması, anlattığı şeyi bilmesi mümkündür. Bu tür bir tüyo yararlıdır; sonradan araştırılacak bir ipucudur. En tehlikeli tüyo ise, herhangi bir şeye dayanmayan kulaktan dolma bilgilerden oluşanlardır. Tipik bir örnek: “Home Shopping Network. Akıllı para bu şirkette toplanıyor. Ama vakit geçirmemek lazım. Çok yakında fırlayacak.”

Elli dolarlık bir tost makinesini bile birkaç dükkandan fiyat araştırması yapmadan almayan insanlar, bu tür kulaktan dolma bir tüyo sayesinde binlerce dolarını “Home Shopping Network” gibi bir hisseye yatırabilir. Çünkü tüyoyu dikkate almadıkları takdirde Home Shopping Network hisse fiyatının dörde katlanması durumunda elde edebilecekleri karları “kaybetmeye” dayanamazlar. Aslında Home Shopping Network hissesi almadıklarında hisse fiyatı dörde katlansa bile onların tek kuruş bile zararı olmamıştır.

Kimse sahip olmadığı bir hisse senedinden zarara uğramaz. Sadece Home Shopping hissesi alıp fiyatın düşmesi ve satın aldıkları fiyattan satmak zorunda kalması durumunda zarar eder.

 

  1. Bilinçli tüyolar

Bilinçli tüyoları televizyondaki ve ekonomi gazete ve dergilerindeki uzmanlardan alabilirsiniz. Fon yöneticilerinden, yatırım uzmanlarından ve diğer Wall Street gurularından sürekli bir bilinçli tüyo akışı vardır. Bu tüyoları alan tek kişi siz değilsinizdir. Milyonlarca okuyucu ve izleyici, sizinle birlikte aynı tüyoları alır. Tüyolara göre davranma eğilimine karşı koyamıyorsanız, Harry amcanın tüyolarını gözardı edip uzmanlardan gelenleri dikkate alsanız iyi olur. Harry amcanın, “Çok yakında fırlayacak” dışında somut bir bilgisi yokken, uzmanın dersini iyi çalışmış ve şirket hakkında bir kanıya varmış olma şansı daha yüksektir.

Uzmanların tüyoları konusunda bir sorun vardır. Uzman fikrini değiştirebilir ve ancak tekrar televizyona çıkıp izleyicileri bu konuda bilgilendirme yoluna giderse, siz de bu programı kaçırmayıp izlerseniz onun fikrinin değiştiğini oğrenirsiniz. Aksi takdirde uzman uzun süre önce o hisseyi beğenmekten vazgeçmiş olduğu halde siz, uzmanın hala aynı fikirde olduğunu sanarak hisseyi elde tutmaya devam edersiniz.

 

  1. Brokerin alım listesi

“Her çeşit hizmet” veren brokerlar, hangi hisseleri almanız gerektiği konusunda tavsiyede bulunmak için asla utangaç davranmazlar. Genellikle bu tavsiyeler, brokerın kafasından değil, menkul kıymet aracı kurumunun New York’taki genel merkezindeki arka planda kalmış oyuncular olan yatırım analistlerinden çıkar. Bunlar, işleri şirketleri veya holdingleri ayrıntısıyla incelemek olan iyi eğitimli Sherlock Holmes’lerdir. Elde ettikleri belirtilere göre alış veya satış sinyaIi verirler.

Aracı kurum, bu alış sinyallerini analistlerinden toplayıp bir alım listesi oluşturur ve (eğer varsa) sizinki de dahil olmak üzere ülkedeki tüm brokerlarına gönderir. Firmanın araştırmasına güvenebilirsiniz, ama hala alım listesindeki hangi hisseyi seçeceğinize karar vermek durumundasınızdır. Bilgili tüyolar yöntemine göre bu yöntemin en büyük avantajı, buradadır. Firma fikrini değiştirip bir hisseyi alım listesinden satış listesine koyarsa brokerınız bunu size haber verir. Eğer vermemişse, zaten sizin bu brokerı kendi satış listenize koymanız gerekir.

 

  1. Kendi kendine araştırmak

Hisse seçmenin en iyi yöntemi budur. Belli bir hisse senedini seçersiniz çünkü şirketi beğenirsiniz. Şirketi beğenirsiniz çünkü iyice incelemişsinizdir. Belki de bu incelemeyi fantezi portföyünüzdeki beş kağıt olan Disney, Nike, Ben&Jerry’s, Pepsi ve Microsoft’ta da yapmışsınızdır.

Şirketlere yatırım yapma konusunda ne kadar çok şey bilirseniz, diğer insanların görüşlerine o kadar az bağımlı olur, böylece tüyoları da en iyi şekilde değerlendirebilirsiniz. Hangi hisseleri ne zaman almanız gerektiğine en iyi kendiniz karar verebilirsiniz.

Bunun için iki tür bilgiye ihtiyacınız vardır: Gözlerinizi açık tutarak ve edineceğiniz bilgiler ile sayılar üzerinde çalışarak edineceğiniz bilgiler. İlk türden bilgiyi McDonalds’a, Sunglass Hut International’a veya halka açılmış şirketlerin sahibi olduğu herhangi bir başka mağazaya gittiğinizde toplamaya başlayabilirsiniz. Hele bu mağazalardan birinde çalışırsanız, daha iyi bilgi toplarsınız.

Bu şekilde şirketin verimli çalışıp çalışmadığını, fazla eleman istihdam edip etmediğini, iyi organize olup olmadığını görebilirsiniz. İş arkadaşlarınızın moral durumunu yakından izleyebilirsiniz. Yönetimin para konusunda müsrif mi yoksa dikkatli mi davrandığını öğrenebilirsiniz.

Eğer müşterilerle ilişkide olabileceğiniz bir işteyseniz, onları da izleyebilirsiniz. Kasanın önünde kuyruk mu oluyor yoksa mağaza booş mu görünüyor? Aldıkları mallardan memnunlar mı yoksa şikayet mi ediyorlar? Bu küçük detayların hepsi de size ana şirketin kalitesi hakkında birçok şey söyleyecektir. Hiç karmakarışık bi Gap veya boş bir McDonald’s gördünüz mü? Gap mağazalarındaki ve McDonald’s’lardaki elemanlar, uzun süre önce bu kuruluşların ne kadar başarılı organizasyonlar olduğunu görüp paralarını buralara yatırmışlardır.

Bir mağaza, müşterilerinden uzak düşmemek zorundadır. Başka bir mağaza gelip aynı veya daha düşük bir fiyata daha iyi ürün ve servis sunarsa onları kaybeder. Rakibin müşterileri kendine çektiğini ilk anlayanlar, firmanın çalışanlarıdır. Ve o rakibe yatırım yapmaktan onları alıkoyan hiçbir şey yoktur.

Halka açık bir şirkette çalışmıyorsanız bile müşteriler açısından duruma bakabilirsiniz. Bir mağazada her alışveriş yaptığınızda, hamburger yediğinizde veya güneş gözlüğü aldığınızda çok değerli bilgiler alıyorsunuz demektir. Ortalıkta gezinerek neyin satılıp neyin satılmadığını anlayabilirsiniz. Arkadaşlarınızı izleyerek hangi bilgisayarı aldığını, hangi marka soda içtiğini, hangi filmleri izlediğini, o an Reebok’ın  moda olup olmadığını görebilirsiniz. Bütün bunlar, sizi doğru hisse senetlerine götürecek ipuçlarıdır.

Yetişkinlerin bu tür ipuçlarını nasıl gözden kaçırdıklarını bilseniz, hayrete düşerdiniz. Milyonlarca insan potansiyel yatırımları olabilecek şirketlerle günlük temas halinde olmasına rağmen ön sıradaki bu yerin avantajlarını göremiyor. Doktorlar hangi ilaç şirketlerinin en iyi ilaçları yaptıklarını bilir ama bu şirketlerin hisselerini almazlar. Bankacılar hangi bankanın güçlü olduğunu, hangisinin en az maliyetle çalışıp en başarılı kredileri verdiğini bilir ama her zaman bu hisselere yatırım yapmaz. Aylık satış rakamlarına ulaşma şansı olan mağaza müdürleri ve büyük alışveriş merkezlerinin yöneticileri hangi perakendecinin en çok satış yaptığını bilir. Ama bu insanların kaçı özel olarak perakendecilerin hisse senetlerine yatırım yaparak zengin olmuştur?

Bir kere etrafınıza hisse seçmek amacıyla bakmaya başladığınızda her şeyi potansiyel bir yatırım olarak görür ve dikkatinizi ilk çeken şirketlerle iş yapan başka şirketleri de farkedersiniz. Bir hastanede çalışıyorsanız, ameliyatta kullanılan elbiseler, iğneler ve aletler, şırıngalar, hasta yatakları, röntgen cihazları, EKG makineleri yapan ve hastanenin maliyetini düşüren şirketlerle; sağlık sigortası yaparak faturaları ödeyen şirketlerle ilişkiye geçme şansınız olur. Bakkal dükkanı da birçok başka şirketin faaliyetinin rahatlıkla izlenebileceği bir yerdir.

Ayrıca rakip şirketin sizin çalıştığınız şirketten daha iyi çalıştığını görmeye başlarsınız. İnsanlar Chrysler minivanları almak için kuyruğa girdiğinde, Chrysler’ın büyük bir kâr patlaması yapacağını anlayan sadece Chrysler satıcıları değildir. Kimsenin uğramadığı showroomda bekleyip müşterilerinin Chrysler’a döndüğünü gören Buick satıcıları da bunu anlar.

Bu da bizi sayılara getirir. Yani bir şirket popüler bir ürün üretmişse otomatik olarak onun hisselerine yatırım yapmak zorunda değilsiniz. Yatırım yapmak için nelere dikkat etmeliyiz? diye sormalısınız. Şirketin nakit parasını doğru biçimde mi yoksa müsrifçe mi harcadığını bilmelisiniz. Bankalara ne kadar borcu olduğunu bilmelisiniz. Satışların artıp artmadığını ve artış hızını bilmelisiniz. Geçmiş dönemde ne kadar para kazandığını, gelecekte ne kadar kazanmayı umduğunu bilmelisiniz. Hisse senedinin ucuz, yüksek ya da normal fiyattan mı satıldığını bilmelisiniz.

Şirketin temettü ödeyip ödemediğini, ödüyorsa ne kadar ödediğini ve hangi sıklıkla temettülerini artırdığını bilmelisiniz. Gelir, satış, borç, temettü ve hisse fiyatı: Bunlar hisse seçicilerin mutlaka izlemesi gereken sayılardan bazılarıdır.

İnsanlar bu sayıların nasıl okunup yorumlanacağını öğrenmek için lisans eğitimi görüyorlar. Yani bu konu, giriş amacıyla yazılmış olan bu yazıda derinliğine işlenemez. Yapabileceğimiz en iyi şey, bir şirketin finansal yapısına ilişkin temel şeyleri göstererek bu sayıların birbiriyle ne kadar uyum içinde olduğunu ortaya koymaktır.

Biryatırımcı şu anda ABD’deki ana borsalarda alınıp satılan 13,000′ den fazla hisseyle başa çıkamaz. Amatörlerin de profesyonellerin de benzer şekilde belli tür şirketler üzerinde uzmanlaşmalarının nedeni, budur. Örneğin bazı yatırımcılar sadece temettülerini arttırma alışkanlığı bulunan şirketlerin hisselerine yatırım yapar. Diğerleri de geliri yılda en az yüzde 20 artan şirketlere ilgi duyar.

Elektrikli aletler, restoranlar veya bankalar gibi belli sektörler üzerine de uzmanlaşabilirsiniz. Küçük ya da büyük, eski ya da yeni şirketler üzerine veya zor durumda kalmış ve düze çıkmaya çalışan şirketler üzerine uzmanlaşabilirsiniz. Yapabileceğiniz yüzlerce şey vardır.

Yatırım, tam anlamıyla bir bilim değildir. Sayıları ne kadar çok çalışırsanız çalışın, şirketin geçmiş performansıyla ilgili ne kadar çok bilgi edinirseniz edinin, gelecekteki performansından emin olamazsınız. Yarın ne olacağı hiçbir zaman tahminden öteye geçemez. Bir yatırımcı olarak sizin göreviniz kör tahminlerden kaçınıp bilinçli tahminlerde bulunmaktır. İşiniz hissenizi seçerek fazla para ödemeden onu almak, sonra da sahibi olduğunuz şirketlerden gelecek iyi ve kötü haberleri beklemektir. Riskinizi minimumda tutmak için bilginizi kullanabilirsiniz.

Yatırımlarınızı illaki elinizdeki birikimlerle yapmak zorunda da değilsiniz. Kredi notu öğrenme mümkün olan bütçede kredi çekip ilk yatırımınızı gerçekleştirebilirsiniz. Bunu tabii ki daha da fazla düşünmeniz gerekebilir.

Sözün özü, hisse senedi seçimi nasıl yapılır dediğimizde yukarıdaki bilgiler ışığında sağlam adımlar atılabilir. Siz de bu konuda katkıda bulunmak isterseniz lütfen yorum kısmında bize ulaşın.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git